Ölümün Çaresi mi, Ticari Bir Tuzak mı? Klonlama Sektörü Büyüyor

cc5

Bir zamanlar sadece “Dolly” isimli koyunla bilim dünyasının tartıştığı klonlama teknolojisi, bugün hayvan severlerin en derin korkusu olan “kaybetme acısına” çare vadeden ticari bir sektöre dönüşmüş durumda.

Bir zamanlar sadece bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz, 1996’da koyun Dolly ile gerçeğe dönüşen klonlama teknolojisi, bugün hayvan severlerin en derin korkusu olan “ölüm acısına” çare vadeden ticari bir sektöre dönüşmüş durumda. Gazete Oksijen’in aktardığı habere göre, evcil hayvanını kaybedenler için yas tutmak yerine 50.000 doları (yaklaşık 1.7 milyon TL) gözden çıkarıp, dostlarının genetik kopyasını ürettirmek giderek yaygınlaşan bir “teselli” yöntemi haline geldi. Ancak haberin merkezinde yer alan Venessa Johnson’ın hikayesi, bu teknolojinin vadettiği mutluluğun aslında büyük bir hayal kırıklığıyla sonuçlanabileceğini acı bir tecrübeyle gözler önüne seriyor.

klonlama

Oliver Gitti, Ollie Geldi: Bir Sahibin İtirafı

Kaliforniya’da yaşayan 48 yaşındaki Venessa Johnson, çok sevdiği Shih Tzu cinsi köpeği Oliver’ı kaybettikten sonra derin bir depresyona giriyor. Bu boşluğu doldurmak için Teksas merkezli ViaGen Pets firmasına başvuran Johnson, ek işlerde çalışarak ve borçlanarak denkleştirdiği 50 bin dolar karşılığında köpeğini klonlatıyor. Aylar süren işlem sonucunda Oliver’ın genetik ikizi olan “Ollie” dünyaya geliyor. Ancak Johnson, kucağına aldığı yavrunun fiziksel olarak Oliver’ın aynısı olsa da, ruhunun bambaşka olduğunu fark ettiğinde yaşadığı karmaşayı şu sözlerle itiraf ediyor: “Bu Oliver değil. Bu onun bir parçası ama kendisi değil. Eğer yasımı doğru düzgün tutsaydım, barınaktan yaşlı bir köpek sahiplenirdim. Bugün olsa, aynı kararı vermezdim.”

cc7

Genetik Aynı, Karakter Farklı

Johnson’ın bu çarpıcı itirafı, klonlama sektörünün müşterilerine “satmadığı” o ince detayı doğruluyor: Biyoteknoloji firmaları %99,9 genetik benzerlik garantisi verse de, bir canlının karakterini oluşturan çevresel faktörleri, anıları ve yaşanmışlıkları kopyalayamıyor. Uzmanlar da fiziksel benzerliğin, aynı kişiliği garanti etmediğini vurguluyor. Yani servet harcayarak elde edilen şey, ölen dostun kendisi değil, sadece ona çok benzeyen, hafızası sıfırlanmış yeni bir canlı oluyor.

Bu klonlama trendi, evcil hayvan endüstrisinin (Pet Economy) duygusal manipülasyona ne kadar açık olduğunun da bir kanıtı. Barbra Streisand gibi ünlülerin de başvurduğu bu yöntem, hayvan hakları örgütleri tarafından sertçe eleştirilse de, Venessa Johnson gibi yasıyla baş edemeyenler için bir “umut kapısı” olarak pazarlanmaya devam ediyor. Ancak Johnson’ın hikayesi, teknolojinin yaşamı kopyalayabildiğini, ama “yaşanmışlığı” asla geri getiremediğini gösteren ibretlik bir vaka olarak kayıtlara geçiyor.

Evinizin Yeni Komuta Merkezi: Xiaomi Home Screen 11 Tanıtıldı