Herkesin rahat olduğu bir dönemde, 2008 mortgage krizini ve büyük çöküşü önceden gören efsanevi yatırımcı Michael Burry, şimdilerde gözünü yapay zeka altyapısına dökülen trilyonlara dikti. Anthropic’in kurucusu Jack Clark ve araştırmacı Dwarkesh Patel ile bir araya gelen Burry, Patrick McKenzie moderatörlüğünde teknoloji dünyasının en pahalı sorularını masaya yatırdı. Gerçekten bir devrime mi tanıklık ediyoruz, yoksa sermayenin en büyük yanlışlarından birini mi izliyoruz? İşte tüm ayrıntılar…
Hikayenin başına yani 2017’ye döndüğümüzde beklentiler bambaşkaydı. Araştırmacıların genel kanısı, yapay zekanın boş bir levha (tabula rasa) olarak hayata başlayacağı ve tıpkı bir çocuk gibi zorlu görevleri öğrenerek gelişeceği yönündeydi. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. Sıfırdan öğrenen robotlar yerine internetteki tüm veriyi okuyan, kendisine ne kadar çok bilgi ve işlem gücü verilirse o kadar akıllanan yapay zeka modelleri ortaya çıktı. Bugün geldiğimiz noktada Patrick McKenzie gördüklerimizin tavan değil, taban olduğunu vurguluyor. Diğer bir deyişle teknoloji şu an olabileceği en kötü halinde ve buradan sonra sadece yukarı gidecek.

Fakat Michael Burry madalyonun finansal yüzüne bakınca işlerin pek parlak olmadığını düşünüyor. Burry’ye göre Google’ın temelini attığı bu devrimi, OpenAI’ya kaptırması akıl alır gibi değil. Daha da şaşırtıcı olanıysa, trilyonlarca dolarlık harcama döngüsünü, öğrencilerin ödev yaptırdığı ChatGPT’nin başlatmış olması.
Burry harcama çılgınlığını Warren Buffett’ın meşhur ‘yürüyen merdiven’ örneğiyle açıklıyor. Bir mağaza müşterileri çekmek için yürüyen merdiven taktırırsa, karşısındaki rakibi de aynısını yapmak zorunda kalır. Günün sonunda iki mağazanın da maliyetleri artar, ama pazar payları değişmez. Kısacası rekabet avantajı elde edemezler. Burry şirketlerin yapay zeka harcamalarını tam olarak bu psikolojiyle, sadece oyunda kalabilmek için yaptıklarını savunuyor ve özellikle şirketlerin harcadığı paraya karşılık ne kadar değer ürettiğine odaklanıyor. Yazılım devlerinin giderek ağır sanayi gibi işleyen donanım şirketlerine dönüştüğünü belirten ünlü yatırımcı, bu gidişatın sürdürülebilir olmadığını ifade ediyor.

Verimlilik tarafında da kafalar karışık. Geliştiriciler yapay zeka ile uçtuklarını hissetse de, yapılan bazı araştırmalar (mesela METR çalışması gibi), karmaşık kod tabanlarında yapay zekanın işleri her zaman hızlandırmadığını, hatta bazen yavaşlattığını gösteriyor. Buna rağmen kodlama dünyasında neredeyse her geçen gün yeni bir gelişme patlak veriyor.

Bu derin sohbetin finalinde ise enerji krizi ve gelecek senaryoları ele alındı. Burry, veri merkezlerinin enerji ihtiyacı için küçük nükleer reaktörlerin gerekli olduğunu söyledi. Burry’ye göre inovasyonun önündeki en büyük engel de enerji darboğazı. Jack Clark ise daha distopik bir riske, yapay zekanın kendi kendini geliştirdiği senaryoya dikkat çekti. Henüz Clark’ın söylediği aşamada değiliz, ama yapay zekanın kendi kodunu yazıp, insan müdahalesi olmadan zekasını katladığı bir dünya kulağa artık fantastik gelmiyor. Sonuç olarak yapay zekaya akıtılan paraların buhar olup olmayacağını zaman gösterecek.






