Pandemi döneminde ipler çalışanların elindeyken, şimdi sanayideki yavaşlama ve otomasyon korkusu dengeleri değiştirdi. İstifa yerini temkinli bir bekleyişe bırakırken, Avrupa genelinde istihdam piyasası gözle görülür şekilde soğumaya başladı. Artık iş değiştirmek eskisi kadar cazip gelmiyor ve çalışanlar mevcut koltuklarını koruma derdinde. İşte detaylar…
Çok değil, birkaç yıl önce Avrupa‘daki çalışanlar işverenlere karşı ciddi bir kozu ellerinde tutuyordu. Uzaktan çalışma neredeyse standart hale gelmiş, Almanya’daki kısa çalışma ödenekleri gibi devlet destekleri şirketlerin yükünü hafifletmişti. O dönem manşetleri süsleyen istifa dalgası, yetenek açığını ortaya çıkarmış, çalışanlar ise daha iyi şartlar peşinde koşarken ‘sessiz istifa’ gibi kavramlar da bayrak açmıştı. Ancak rüzgarın yönü sert bir şekilde değişti. McKinsey verilerine göre, bir dönem çalışanların üçte biri istifayı düşünürken, şimdilerde ekonomik belirsizlik ve yapay zeka tehdidi herkesi olduğu yere çiviledi.

Piyasa adeta frene bastı. Avrupa Merkez Bankası verilerine göre istihdam büyümesi yavaşlıyor. Kağıt üzerinde yüzde 0,1’lik bir düşüş bile aslında yüz binlerce yeni işin buharlaşması anlamına geliyor. Göç dalgası iş gücü açığını bir nebze kapatsa da, genel tablo parlak değil. Özellikle Avrupa’nın sanayi lokomotifi Almanya’da işler sarpa sarmış halde. Şirketlerin ciddi bir kısmı küçülme planları yapıyor. Fransa ve İngiltere’de işsizlik tırmanışa geçerken, Polonya gibi parlayan ekonomilerde bile işsizlik verilerinde artış gözleniyor.

Elbette her yer kapkaranlık değil. İspanya ve Yunanistan turizm dopingiyle ayakta kalırken, bazı ülkelerde işler yolunda gidiyor. Uzmanlar krizin genele yayılsa da bazı sektörlerin hala mumla eleman aradığını belirtiyor. Özellikle sağlık, lojistik ve mühendislik alanlarında kalifiye çalışan ihtiyacı devam ediyor. Ancak sanayinin kalbi tekliyor; yüksek enerji maliyetleri ve Çin’in acımasız rekabeti, otomotivden tekstile kadar birçok alanda binlerce pozisyonun silinmesine neden oldu. Ekonomik aktivitenin nabzını tutan Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) verileri de daralmaya işaret eden kritik eşiğin altında seyrediyor. İşin ilginç yanı, yeni mezunlar da artık otomotiv devlerinde bir gelecek görmüyor; bir zamanların gözde sektörüne gençler burun kıvırıyor.

Tüm bunların üzerine bir de yapay zeka kaygısı eklenmiş durumda. Avrupa teknoloji yarışında ABD ve Çin’in gerisinde kalsa da, çalışanların ‘yerimi robota kaptırır mıyım’ korkusu had safhada. Yapılan araştırmalar, çalışanların dörtte birinin işini kaybetmekten korktuğunu gösteriyor. Uzmanlar yapay zekanın işleri tamamen yok etmekten ziyade dönüştüreceğini savunsa da, ‘yapay zeka prekaryası’ denilen yani sosyal güvencesi olmayan, geleceği belirsiz yeni bir sınıfın doğmasından endişe ediliyor. Angarya işlerin makinelere devredilmesi kulağa hoş gelse de, bu teknolojik sarsıntı birçok çalışanı, kariyerlerini mecburen ve erkenden yeniden şekillendirmeye itiyor.






