Pokemon Let’s Go Pikachu incelemesi

Pokemon Let's Go Pikachu incelemesi

Nintendo Switch için geliştirilen Pokemon Let’s Go Pikachu incelemesi ile karşınızdayız. Pokemon Let’s Go Pikachu, Pokemon hayranlarını, özellikle de serinin ilk oyununu yeni grafikler ile oynamak isteyenlerin kaçırmaması gereken bir yapım olmuş.

1998 yılında Game Freak ve Nintendo karşımıza günümüze kadar sürecek bir seri olan Pokemon Yellow ile çıkmıştı. Pokemon Red ve Green sürümlerinin yok satmasının ardından animeye uyarlanan Pokemon, Pikachu ile en büyük sıçrayışını gerçekleştirmişti. Daha sonra Game Freak, Pikachu’yu ön plana çıkaran Pokemon Yellow ile karşımıza çıkmıştı. Kanto şehrinde geçen hikayemizi dönem şartları gereği siyah beyaz olarak oynamış daha sonra ise GameBoy Color ile dünyamız renklenmişti.

Pokemon Let’s Go Pikachu incelemesi

GameBoy Advance, Nintendo DS ve Nintendo 3DS dönemi ile şahlanan Pokemon’un, Switch’te nasıl olacağı merak konusuydu. Game Freak, 8. Nesil Pokemon oyunu yerine karşımıza Pokemon Yellow’un yeniden uyarlanmış sürümü olan Pokemon Let’s Go Pikachu ve Eevee ile çıktı. Kanto şehrinde serinin ilk oyununu konu alan oyun, özellikle çocukluğu benim gibi Pokemon: Indigo League ile geçmiş olan biri için çok değerliydi.

Ancak yayınlanan ilk fragmanda Pokemon yakalama sırasında battle yani savaş olmaması beni kara kara düşündürmüştü. Ancak oyuna başladığımda çimenlerde Pokemon yakalamak için Joy-Con’ları kullanmak ve sürekli battle’a girmeme olayı bütün önyargılarımı yıktı. Diğer nesillerde Pokemon yakalamak için sürekli battle giriyor ve vurduğunuz skill bazen direkt Pokemon’un canını götürüyordu. Bu yüzden yüzlerce Pokemon’u kaçırdığım oldu. Kaçırdıklarım arasında legendary ve shiny Pokemon’ların olduğunu belirteyim.

Pokemon yakalama olayında en sevdiğim hatta bayıldığım diyebileceğim yenilik; çimlerden hangi Pokemon çıkacak diye artık düşünmüyorsunuz. Çimlerde hangi Pokemon’ların olduğu açıkça görünüyor. Siz bunların üzerine gidip yakalayabiliyorsunuz. Yakalama işlemi ilk başlarda çok kolay gibi gelse de, ilerleyen bölümlerde Poke topunu atma şekliniz ve zamanlamanız ile Pokemon yakalama şansınız zorlaşıyor.

Experience olayı ise çok güzel bir şekilde uyarlanmış. 5. Nesil ile hayatımıza giren experience share özelliği bu oyunda da var. Pokemon yakaladığınızda veya gym liderlerini yendiğinizde exp. kazanıyor ve bu exp.’ler partinizde yer alan diğer Pokemon’lara dağıtılıyor. Oyunun grafikleri ise Switch’e yakışır bir düzeyde.

Türkçe dil seçeneğine sahip Nintendo Switch oyunları!

Oyunu, alışkanlıktan ilk olarak handheld yani el modunda oynamıştım. Daha sonra dock ile TV’ye aktardığımda, TV karşısında bile grafiklerin oldukça güzel olduğunu fark ettim.

Pokemon! Gotta catch ’em all

İlk serideki orijinal 153 Pokemon’u barındıran oyunda, en büyük değişiklik Pokemon’ları Poke topundan çıkarıp yanınızda gezdirebilmeniz oluyor. Örneğin; devasal Onix’in tepesine binebiliyor, Charizard ile uçabiliyor, Snorlax’ın cebinde gezebiliyor veya Arcanine’in tepsine binip hızlı bir şekilde ilerleyebiliyorsunuz. Eğer daha önce mobil cihazlarda Pokemon Go oynadıysanız, oradaki Pokemon’ları oyuna aktarabiliyorsunuz.

6. Nesil Pokemon oyunu ile gelen Pokemon sevme olayı bu oyunda da yer alıyor. Bazen Pokemon’larınıza ilgi göstermek için sevmek zorunda kalıyorsunuz. Bu sevme işleminde Pokemon’ların verdiği tepkiler gerçekten çok tatlı.

HM sistemi bu oyunda da yer alıyor. Chop Down, Light Up, Sea Skim, Strong Push ve Sky Dash gibi popüler HM’ler sayesinde gizli bölgelere geçiş yapabiliyorsunuz.

Oyunda her zaman olduğu gibi (Sun serisi hariç) 8 farklı rozet yer alıyor. Liderler ile savaşıp rozetleri topladıktan sonra oyun yine bitmiyor. Oyunu bitirdikten sonra elinizdeki Pokemon’ları geliştirmeniz için yaklaşık 150 civarı Master Trainer sizi bekliyor.

Oyunu genel olarak değerlendirecek olursak, çocukluk anılarınızı yad etmek istiyorsanız bu oyun tam size göre. Pokemon oyunları ile hiç ilginiz yoksa, 8. Nesil öncesi bu oyun sizin için muhteşem bir alıştırma olacaktır.


YORUM YAPIN

Lütfen yorumunuzu girin!
Adınızı buraya girin