Gençlerin iş bulamamasının faturasını son dönemde yapay zekaya kesmek epey moda oldu. Ancak ABD, İngiltere ve Almanya gibi dev ekonomilerden toplanan milyonlarca iş ilanı verisi üzerinde yapılan taze analizler, durumun hiç de göründüğü gibi olmadığını ortaya koyuyor. ‘Yapay zeka meslekleri bitiriyor’ korkusunun yersiz olabileceğini fısıldayan rakamlar, asıl meselenin teknolojik bir dönüşümden ziyade finansal bir daralma olduğuna işaret ediyor. Neler olduğuna yakından bakalım…
İş dünyasında uzun süredir dillendirilen bir senaryo var; üretken yapay zekanın özellikle kariyerinin başındaki genç yeteneklerin ekmeğine taş koyduğu söyleniyor. İlk bakışta bu tez kulağa mantıklı geliyor. Yeni mezun genç işsizliği artarken, yapay zeka modelleri altın çağını yaşıyor. Fakat Lightcast tarafından sağlanan devasa veri setini incelediğimizde, istihdam rakamları ile ‘işe alım’ verileri arasındaki fark, bu ilişkinin bir seraptan ibaret olabileceğini gösteriyor.

Verilerdeki zamanlamaya dikkat kesildiğimizde ilginç bir sonuçla karşılaşıyoruz. Financial Times’tan John Burn-Murdoch ve Sarah O’Connor’ın analizine göre işe alımlardaki asıl yavaşlama, ChatGPT’nin hayatımıza girip ortalığı kasıp kavurmaya başladığı 2022 sonlarında değil, faiz oranlarının tırmanışa geçtiği 2022 ortalarında başlamış. Diğer bir deyişle yapay zeka henüz emekleme aşamasındayken, finansal koşulların sıkılaşması şirketlerin frene basmasına neden olmuş. Bu durumu dereyi görmeden paçaları sıvamak olarak yorumlayanlar haksız sayılmaz. Veriler suçlu sandalyesinde algoritmaların değil, ekonomik sarsıntıların oturduğunu haykırıyor.

Analizin bir diğer çarpıcı noktası ise deneyimli çalışanlarla, taze kan diyebileceğimiz yeni mezunlar arasındaki işe alım grafiğinin neredeyse paralel seyretmesi. Şirketler sadece gençlere kapıyı kapatmış değil, topyekün bir duraklama dönemine girmiş durumda. Peki genel bir kriz var, neden işsizlik en çok gençleri vuruyor? Cevap aslında basit. Ekonomik belirsizlik ortamında kıdemli çalışanlar yerini koruyup koltuğuna sıkı sıkıya tutunurken, iş gücü piyasasına yeni giren adaylar ise eleniyor.

Yapay zekayı en hızlı benimseyen teknoloji şirketleri, doğaları gereği faiz artışlarına karşı en kırılgan yapılar. Bu firmalar henüz dil modelleri ortada yokken, pandeminin vurduğu 2020 yılında da benzer bir refleksle işe alımları durdurmuştu. İşverenlerle yapılan görüşmeler de bunu doğruluyor. Kimse “Yapay zeka aldık, seni kovuyoruz” demiyor, daha ziyade “Ekonomi kötü, kemer sıkalım” diyor. Ancak yönetim kurullarında esen ‘teknoloji verimliliği artıracak’ rüzgarı, şirketlerin yeni personel alımını ertelemesinde psikolojik bir etken, yani bir nevi hava cıva etkisi.

Elbette teknolojinin bu kadar hızlı değiştiği bir ortamda kesin konuşmak zor. Şu an için veriler yapay zekayı aklasa da, gelecekte Agentic (ajan tabanlı) sistemler geliştikçe dengeler değişebilir. Agentic’i bilmeyenler için ufak bir dipnot verelim; Agentic AI denilen modeller sadece komutlara cevap veren değil, kendisine verilen hedefler doğrultusunda plan yapıp, otonom kararlar alabilen daha gelişmiş bir yapay zeka türü.





