ABD – Çin krizi bu noktaya nasıl geldi?


Son dönemde Amerika hükümeti, açık bir şekilde Çinli şirketlere karşı savaş açtı. Peki ABD – Çin krizi bu noktaya nasıl geldi? İşte konu hakkındaki detaylar.

Teknoloji sektörünün lokomotifi olarak nitelendirebileceğimiz 3 ülke bulunuyor. Bunlar Güney Kore, Çin ve Amerika. Elbette bu noktada Çin ve Amerika’yı ayrı bir kefeye koymakta fayda var. Çünkü, Kore rakiplerine nazaran biraz daha geri planda kalıyor.

Teknolojinin hızlı bir şekilde gelişmesi, en çok da Çin’in büyüme hızını etkiledi. Teknoloji sektörünü adeta bir lokomotif olarak kullanan Çin, bir anda dünyanın en büyük ekonomilerinden biri haline geldi.

Pek çok analist, durumun böyle devam etmesi halinde, Çin’in dünyanın yeni süper gücü olacağı konusunda hem fikirdi. Çünkü günümüzde teknolojiyi yöneten ülkeler, dünyayı da yönetme gücüne sahip.

Dünyanın anahtarı, teknoloji sektörü

Çin’in hızlı bir şekilde büyümesi en çok da Amerika’yı rahatsız etti. Hali hazırda dünyanın süper gücü konumunda yer alan ABD, Çin’in teknolojiyi bu kadar etkin kullanmasından açık bir şekilde rahatsız oldu. ABD – Çin krizi için temel çatlak noktası da buydu.

Çinin en önemli şirketlerinin Avrupa ve Amerika’da pek çok şirketin teknolojik alt yapısını inşa etmesi, Trump hükümeti için ciddi bir tehdit haline geldi.

Son olarak Çin’in en büyük Telekom şirketlerinden Huawei’nin Avrupa’nın 5G alt yapısının mimarisini üstlenmesi, ABD için bardağı taşıran son damla oldu.

Çeşitli bahanelerle Çinli üreticinin üzerinde baskı kurmaya çalışan Trump hükümeti, hiç bir şekilde başarı sağlayamayınca, pek de etik olmayan bir harekete imza attı.

ABD – Çin krizi zirve yaptı

Kısa süre önce Huawei’i ticari anlamda kara listeye alan ABD, öldürücü darbeyi ise geçtiğimiz Pazar günü indirdi.

Hükümetin talebi doğrultusundan ABD merkezli Google, Huawei’nin Android lisansını iptal etti. Ardından Intel ve Qualcomm, Huawei ile olan ticari işbirliğini noktaladı. Tüm bu açıklamalar teknoloji gündemine bomba gibi düştü.

Şimdiye kadar çeşitli oyunlarla Çinli üreticileri yıldırmayı başaramayan ABD, son kozunu oynayarak büyük bir göz dağı verdi. Aslında Trump hükümeti diğer Çinli üreticilere de göz dağı vermiş oldu.

Huawei casuslukla suçlanıyor

Peki şimdi gelelim ABD’nin Çinli üreticileri neyle suçladığına. Yani ABD – Çin krizi için dünyaya yansıtılan soyut gerçeklere. Aslında Amerika’nın suçlamakta üstüne yoktur. Bu bilinen bir gerçek. Olmayan olayları oldu gibi gösterip, tüm dünyanı inandırma gücüne sahipler.

Bu duruma yıllardır şahit oluyoruz. Amerika hükümeti olmayan birşey oldu dediğinde buna kimsenin ses yükseltme şansı olmuyor. Ses yükseltseniz bile Amerika’yı yapacağı şeyden alıkoyma durumunuz yok diyebiliriz.

Nitekim Huawei olayında da durum pek farklı değil. Trump hükümeti Huawei’yi Çin hükümetine bilgi sızdırmakla suçluyor. Basit bir şekilde Huawei casuslukla suçlanıyor. Böyle birşey olsa da olmasa da ABD var dediği için kimsenin yok deme şansı da yok (!)

Son olarak İngiltere’de bir bakan sadece bu yüzden koltuğundan olmuştu. Dolayısıyla Trump’ın cezasını kestiği bir şirkete suçsuzsun demek pek de kar etmiyor.

Sonuç olarak ABD son sözünü söyledi. Bu son söz ABD kökenli şirketler tarafından da destekleniyor. Şimdi gözler Çin’de. Bakalım Çin de aynı ABD gibi kararlı bir duruş sergileyerek, Apple ve Qualcomm gibi ABD kökenli şirketlerin ülkedeki üretim faaliyetlerini durdurabilecek mi? Bekleyip göreceğiz.


YORUM YAPIN

Lütfen yorumunuzu girin!
Adınızı buraya girin