Teknoloji Destekli İstismar Mağdurlarının Yaklaşık Yarısı Faili Tanıyor

magdur Galaxy A55 için Haziran güvenlik güncellemesi

Yapılan bir araştırmaya göre, teknoloji destekli istismar mağdurlarının yaklaşık yarısının failin kendi sosyal çevresinden biri olduğunu ifade ettiğini ortaya koyuldu. Bulgular ayrıca kuşaklar ve cinsiyetler arasında belirgin farklılıklara işaret ediyor. Z kuşağı katılımcılarının yaklaşık %60’ı son bir yıl içinde en az bir tür dijital istismara maruz kaldığını belirtirken, kadınların %62’si çevrimiçi ortamda kendini güvensiz hissettiğini ifade etti. Erkeklerde ise bu oran %54 olarak kaydedildi.

 

19 ülkede 7.600 katılımcıyla yürütülen çalışma, çevrimiçi istismarın genel kanının aksine çok daha kişisel boyutlarda olduğunu gösteriyor. Teknoloji destekli istismara maruz kalanların %40’ı faili tanımadığını belirtirken, yaklaşık %50’si failin kendi sosyal çevresinden biri olduğunu ifade ediyor. Vakaların %15’inde failler arkadaşlarken; bunu mevcut partnerler (%10), iş arkadaşları (%8), aile bireyleri (%7) ve eski partnerler (%6) takip ediyor. İstismarcıların mağdura yakın kişilerden çıkma oranının ortalamanın üzerinde olduğu ülkeler arasında ABD, İtalya, İspanya, Birleşik Krallık, Hindistan ve Endonezya yer alıyor.

Araştırma, arkadaşları, partnerleri veya aile üyeleri tarafından istismara maruz kalan kişilerin, aynı gruplara yönelik istismarcı davranışlarda bulunduklarını belirtme olasılığının da anlamlı ölçüde daha yüksek olduğunu gösteriyor. Bu durum, teknoloji destekli istismarın zamanla normalleşebildiğini, karşılıklı bir hal aldığını ve kendi kendini besleyen bir döngüye dönüştüğünü gösteriyor.

hacker magdur

Yaşlı kuşakları daha savunmasız bırakan farkındalık açığı

Teknoloji destekli istismara yönelik farkındalık ve algı, dijital okuryazarlık ile çevrimiçi deneyim farklılıklarını yansıtacak şekilde yaş gruplarına göre ciddi değişiklikler gösteriyor. Akıllı telefonlar ve sürekli çevrimiçi olma kültürüyle büyüyen Z kuşağı katılımcılarının %81’i “teknoloji destekli istismar” terimine aşina olduğunu belirtirken, Baby Boomer kuşağında bu oran %64’e düşüyor.

Tüm yaş grupları genelinde kadınlar, dijital ortamlarda çok daha yüksek düzeyde rahatsızlık ve savunmasızlık hissettiklerini bildiriyor. Kadınların %62’si internette kendisini güvende hissetmediğini söylerken, erkeklerde bu oran %54’te kalıyor. Bu veriler, dijital ortamların herkes tarafından eşit şekilde deneyimlenmediğini gösteriyor. Birçok kadın için çevrimiçi alanlar yalnızca bir iletişim ve fırsat kaynağı değil, aynı zamanda yüksek risk ve duygusal yıpranma barındıran mecralar haline gelmiş durumda.

GReAT Amerika ve Avrupa Araştırma Merkezi Vekil Başkanı ve Kıdemli Güvenlik Araştırmacısı Tatyana Shishkova, konuyla ilgili şunları söyledi: “Siber güvenlik perspektifinden bakıldığında, teknoloji destekli istismar vakalarının yaklaşık yarısının mağdurun sosyal çevresindeki kişilerden kaynaklanması, korunma yaklaşımımızı önemli ölçüde değiştiriyor. Bu tehditler çoğu zaman geleneksel siber saldırılar gibi görünmüyor; günlük etkileşimlerin, güvenilen cihazların ve hesaplara ya da verilere verilen erişim izinleri üzerinden gerçekleşebiliyor. Bu da onları tespit etmeyi zorlaştırırken gözden kaçırılmalarını kolaylaştırıyor. Dijital hijyen uygulamalarını güçlendirmek, erişim ve yetkilendirmelerin nasıl kötüye kullanılabileceğini anlamak ve güvenilir güvenlik çözümlerinden yararlanmak, bu tür istismarlara maruz kalma riskini azaltmak ve olayların büyümesini önlemek açısından kritik önem taşıyor.”

veri sızıntısı teknoloji trendi saldırganlar Yazılım Tedarik Zincirlerini Hedef Alan Zararlı Paketlerde %37 Arttı magdur

UCL Bilgisayar Bilimleri Bölümü Toplumsal Cinsiyet ve Teknoloji Araştırma Laboratuvarı Başkanı ve Doçent Dr. Leonie Maria Tanczer ise şunları söyledi: “Bu bulgular, teknoloji aracılığıyla gerçekleştirilen istismarın ağırlıklı olarak anonim kişiler veya yabancılar tarafından gerçekleştirildiği yönündeki yaygın varsayıma meydan okuyor. Aksine, bu tür zarar verici davranışların çoğu zaman güven ve duygusal güvenlik ile ilişkilendirilen yakın ilişkiler içinde ortaya çıktığını gösteriyor. Bu tür ortamlarda istismar, tarafların maruz kaldıklarını düşündükleri zarar veya aşağılanmaya yeni zarar verici davranışlarla karşılık vermesi sonucu giderek büyüyen bir döngüye dönüşebiliyor. Dijital ortamların sunduğu anlık ve yoğun etkileşim yapısı, çatışmaların daha hızlı büyümesine ve bu döngülerin kırılmasının zorlaşmasına neden olabiliyor. Bu ilişkisel dinamikleri anlamak, teknoloji aracılığıyla gerçekleştirilen istismarın gerçek boyutunu kavramak ve etkili çözümler geliştirmek açısından kritik öneme sahip.”

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Samsung, Galaxy S27 Ultra’la Eleştirilere Sünger Çekecek! Büyük Yenilikler Yolda